Genç Mühendislerin eğitim programları çocuklara, bilimsel ilkeleri oyunlarla, yaşayarak gösterme ve anlatma şansı veriyor. Öğrencilerimiz “oyun” becerilerini geliştirmek için, kullandıkları malzemeleri tanımaları gerektiğini ve atölyede anlatılan konuları kavramak zorunda olduklarını fark ediyorlar.

Öğrencilerimizin kendi öğrenme süreçlerinde aktif olarak rol almaları önemli ve bunun dört aşamalı bir süreçte gerçekleştiğini düşünüyoruz.

Bağlanma: “Bunu sevdim!”
Çocuklar birlikte yeni oyunlar oynamayı ve öğrenmeyi severler. Oyunlar eğlenceli ve heyecan verici olduğu sürece oynamaya devam etmek isteyeceklerdir.

Hissetme: “Bu ilgimi çekiyor!”
İnsanlar tutkulu oldukları ve ilginç buldukları bir hedefe doğru çalışırken becerilerini her zaman geliştirirler. Çocuklar daha büyük ve daha iyi modeller yaratmayı hedefledikleri için her geçen gün daha da ustalaşacaklar.

Anlama: “Buna ihtiyacım var”
Çocuklar, oyunlarda veya ilgilendikleri alanlarda başarılı olabilmeleri için kuralları iyi anlamaları gerektiğini bilirler.  Bizim programlarımızda bu kurallar yaptıkları modellerin arkasında yatan STEM kavramlarıdır. 

Güçlenme: “Ben bunda iyiyim!”
İnsanın keyif aldığı bir şeyde becerilerini ilerletmesi daha kolaydır. Öğrencilerimiz programlarımızda eğleniyorlar ve yaptıklarının tadını çıkarıyorlar. Bu durum da onların, öğrenmeye devam etme ve uzmanlaşma isteklerini güçlendiriyor.

Çocukların kendi deneyimlerine dayanarak, kendi kendilerine düşünmeleri önemlidir!

Aşağıda, uluslararası bir eğitim araştırmasının parçası olarak 2000 yılından bu yana OECD (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü) tarafından gerçekleştirilen PISA (Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı) sınavından bir soru yer almaktadır.

Bu sınavda çocukların okulda edindikleri kazanımlarla, karşılaştıkları teoriyi pratiğe dökmeleri beklenmektedir.

Soru: Yeni evinizin çevresine bir çit inşa etmeye karar verdiniz. Çitin uzunluğunu nasıl ölçersiniz?

Geleneksel tarzda, ezbere dayalı eğitim gören pek çok öğrenci derslerde öğrendikleri formülü uyguladılar ve doğru sonuca ulaştılar. daha alternatif öğrenme metodlarıyla öğrenim gören öğrenciler çevreyi hesaplamak için bir ip kullanıp sonucu formül ile test ettiler.

Buraya kadar herşey güzel. 

Çit dikilecek olan çevre daire değil de asimetrik olunca soru çok daha karmaşık hale geldi.

Çok daha geleneksel yöntemler ile eğitim gören ilk grup oldukça komplike formüller uygulayarak bir sonuca ulaşmayı başardı. İkinci grup ise yine aynı ipi kullanarak sonuca kolaylıkla ulaştı. 

Sonuç:
Soruları çözmek için pratik ancak alışılmadık yöntemler kullanan ikinci gruptaki başarısızlık oranı % 20 iken birinci gruptaki başarısızlık oranı% 80 oldu.

Bu örnek, yanlış kullanıldığında karmaşık hesaplamaların bir anlamı olmadığını gösterir. Alışılmışın dışında, eleştirel düşünmeyi öğrenmek çocuklara bir sorunu çözmenin birçok yolu olduğunu kanıtlar ve bu da çocukların hayattaki başarısını yükseltir.